maltepe boşanma avukatı

Nafaka Davası

Nafaka Davaları

Türk Medeni Kanununa göre; iştirak, yoksulluk, tedbir ve yardım nafakası olmak üzere dört çeşit nafaka vardır.

*Tedbir Nafakası:  İki şekilde talep edilebilir. Boşanma davası açmadan, ayrı yaşamaya hakkı olan eş diğer eşten hem kendisi hem de varsa çocukları için tedbir nafakası talebinde bulunabilir. Bu durumda nafakaya hükmedilebilmesi için eşin ayrı yaşamakta haklı olduğunu ispat etmesi gerekir.

Boşanma davası ile birlikte, boşanma veya ayrılık kararı kesinleşinceye kadar yine hem eş için hem de varsa çocuk için tedbir nafakası talep edilebilir. Boşanma veya ayrılık davası açılınca hakim davanın devamı süresince gerekli olan özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, eşlerin mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri resen alır. Tedbir nafakası Boşanma davası tarihinden başlayıp hükmün kesinleştiği tarihe kadar geçerli olmak üzere hükmedilir.Tedbir nafakasını boşanma davası ile birlikte ya da yargılamanın her aşamasında eş kendisi ve çocukları için talep edebilir. Bu durumda eş, ayrı yaşamakta haklı olduğunu ispat etmek zorunda değildir. Çünkü boşanma davasının varlığı eşlerin ayrı yaşamakta haklı olduğunu gösterir.

*Yoksulluk Nafakası: Boşanma sonucunda yoksulluğa düşecek olan eşe ödenen nafakadır. Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla, geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir (TMK madde 175).  Yoksulluk nafakası, kusursuz ya da diğer eşe göre daha az kusurlu olan eş lehine hükmedilir. Mahkemece yoksulluk nafakasına resen hükmedilmez, mutlaka açık bir talep gereklidir. Yazılı ya da tutanağa geçirilmek sureti ile sözlü talep edilebilir. Eşlerin her ikisi de isteyebilir.

*İştirak Nafakası: Çocuğun bakım ve eğitim masraflarına katılımını sağlamak için kendisine verilmeyen eş aleyhine hükmedilen nafakadır. İştirak nafakasında tarafların kusuru aranmaz, velayet kendisinde olan anne veya baba diğer taraftan iştirak nafakası talebinde bulunabilir. Hakim talep olmasa bile iştirak nafakasına resen karar verebilir.Ancak talep edilmesi halindehâkim taleple bağlı olup talep edilen miktarın üstünde nafakaya hükmedemez.İştirak nafakası, boşanma davasında boşanma ile birlikte talep edilebileceği gibi boşanmadan sonra ayrı bir dava ile de talep edilebilir.  İştirak nafakası boşanmaya bağlı bir alacak hakkı olduğundan boşanma ilamının kesinleştiği tarihte başlayıp çocuğun ergin olmasına kadar devam eder.

*Yardım Nafakası: TMK. nun 364. maddesine göre, herkes yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür. Kardeşlerin nafaka yükümlülükleri, refah içinde bulunmalarına bağlıdır. Yardım nafakası talep edilebilmesi için nafaka talep edenin yoksulluğa düşmüş olması, nafaka yükümlüsünün de ödeme gücünün bulunması gerekir. Nafaka davası, mirasçılıktaki sıra göz önünde tutularak açılır. Dava, davacının geçinmesi için gerekli ve karşı tarafın mali gücüne uygun bir yardım isteminden ibarettir.

 

Boşanma Davası

Boşanma Davaları – Boşanma Avukatı

Anlaşmalı Boşanma Davası

Eşlerin boşanmanın parasal ve çocukların durumuna ilişkin her konuda anlaşmaya vararak boşanmalarıdır. Anlaşmalı boşanma davasının şartları Türk Medeni Kanunu’ nun 166. Maddesinin 3. fıkrasında düzenlenmiştir.

İlk şart; tarafların en az bir yıldır evli olmalarıdır. Evlilik bir yıldan daha az sürmüşse tarafların anlaşmalı olarak boşanmaları olanaksızıdır. Taraflar bu durumda varsa diğer boşanma sebeplerine dayanarak dayanarak boşanma davası açabilirler.

İkinci şart; eşlerin birlikte mahkemeye başvurması veya bir eşin açtığı davayı diğer eşin kabul etmesidir. Uygulamada genellikle eşlerden birinin açtığı dava diğer eş tarafından kabul edilmektedir. Eşlerden biri anlaşmalı boşanma davası açar ve diğer eş bu davayı hakim huzurunda kabul ederse anlaşmalı boşanmanın ikinci şartı gerçekleşmiş sayılır.

Üçüncü şart; hakim tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmelidir. Eşler mahkemede hazır bulunup hakim huzurunda boşanmak istediklerini söylemelidirler. Tarafların her ikisi de avukatla temsil edilseler bile anlaşmalı boşanma davasına bizzat katılmaları ve boşanma konusundaki iradelerini hakim huzurunda açıklamaları gerekmektedir.

Dördüncü şart ise anlaşmalı boşanmak isteyen tarafların boşanmanın mali sonuçları ve çocukların durumu ile ilgili olarak bir düzenleme üzerinde anlaşmaları ve hakimin de bu düzenlemeyi uygun bulması gerekir. Taraflar nafaka ve tazminat gibi hususlarda anlaşmaya varmalıdırlar. Ayrıca tarafların, varsa çocukların velayeti ve çocuklarla kişisel ilişkinin kurulması konularında da anlaşmış olmaları gerekmektedir. Aynı zamanda taraflarca kabul edilen bu düzenlemenin hakim tarafından uygun bulunması da şarttır. Hâkim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü hâlinde boşanmaya hükmolunur.

Uygulamada taraflar bir anlaşmalı boşanma protokolü hazırlamakta ve bu protokolü anlaşmalı boşanma dosyasına ibraz etmektedirler. Anlaşmalı boşanma protokolü hazırlanmamışsa anlaşma sağlanan tüm konuları tutanağa geçirtmek suretiyle de boşanmaya karar verilebilir.

Bu şartların hepsinin varlığı halinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır ve mahkemece başka bir delil aranmaksızın tarafların boşanmalarına karar verilir.

Çekişmeli boşanma davası

Çekişmeli boşanma davası, Türk Medeni Kanunu’ nun 166. Maddesinin 3. fıkrasında düzenlenmiş anlaşmalı boşanma davası dışında kalan diğer boşanma nedenlerine dayalı olarak açılmış ve eşler arasında boşanma veya boşanmanın ferileri konusunda bir anlaşmanın bulunmadığı boşanma davasıdır. Aynı zamanda boşanma konusundan anlaşma sağlayan fakat bir yılını henüz doldurmamış olan eşlerin de başvuracağı dava türüdür.

Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre boşanma ancak kanunda sayılı sebeplerin varlığı halinde mümkündür. Kanunun 161. maddesinden itibaren sayılan boşanma nedenleri; zina, hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış, suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme, terk, akıl hastalığı ve evlilik birliğinin sarsılmasıdır. Her ne kadar sınırlı bir belirleme yapılmışsa da bu sebeplerden sonuncusu olan evlilik birliğinin temelinden sarsılması genel boşanma sebebi sayılmaktadır. Uygulamada sık rastlanılan boşanma sebebi evlilik birliğinin temelinden sarsılmasıdır.

Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir. Bu boşanma türünde hâkimin tanık ve delillerden ziyade vicdani kanaati önemli bir rol oynamaktadır. Hâkim vicdanen kanaat getirmedikçe davacının boşanma talebini ret edebilir.
Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak üç yıl geçmesi halinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir.

Bu nedenle boşanma sebepleri belirlenirken çok dikkatli hareket edilmelidir. Kabul edilmeyecek bir boşanma davası neticesinde Medeni Kanunun bu emredici hükmü gereğince taraflar aynı boşanma sebebine dayanarak üç yıl boyunca yeni bir boşanma davası açamazlar. Bu nedenle ispat edilebilecek iddialar ileri sürülerek boşanma davası açılmalıdır.

Boşanma davalarında görevli mahkeme Aile Mahkemeleridir. Aile mahkemelerinin bulunmadığı yerlerde Asliye Hukuk Mahkemeleri görevlidir. Yetkili Mahkeme ise eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir.

Mal Rejimleri ve Edinilmiş Mallara Katılma Rejiminin Tasfiyesi

Türk Medeni Kanununda yasal mal rejimi olarak Edinilmiş mallara katılma rejimi kabul edilmiştir. Türk Medeni Kanunu seçimlik mal rejimleri olarak Mal ayrılığı, paylaşmalı mal ayrılığı ve mal ortaklığı rejimlerini öngörmüştür. Bu rejimlerin çerçeveleri kanunda belirlenmiş olup, tarafların bunun dışına çıkmaları mümkün değildir. Eşler, evlenmeden önce veya sonra, belli şekillere uyulmak suretiyle aralarında bir seçimlik mal rejimi sözleşmesi yapmamışlarsa, aralarında yasal mal rejimi olarak edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanır. Eşler evlenirken evlendirme memuruna yapacakları yazılı bir beyan ile mal rejimini seçebilecekleri gibi, evlendikten sonra da diledikleri zaman noterde onaylama ve düzenleme şeklinde bir sözleşme yaparak mal rejimini değiştirme özgürlüğüne sahiptirler. Mal rejimini değiştirme hakkından, önceden feragat edilmesi mümkün değildir.

Mal rejimi, evlilik birliğinin sona ermesiyle doğal olarak sona erecektir. Bunun dışında evlilik birliği devam ederken de mal rejiminin sözleşme veya mahkeme kararıyla değiştirilmesiyle veya ayrılık kararı ile sona erebilir. Boşanma veya evliliğin iptali gibi evliliğin sona ermesiyle mal rejiminin sona ermesi durumunda mal rejimi dava tarihinden itibaren sona ermiş sayılır. Tasfiye işleminde öncelikle her eş kendisine ait kişisel mallarını geri alır. Edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesi ayni paylaşıma göre yapılmaz, her eş veya mirasçıları, diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibi olur. Bir eş kişisel borçlarını edinilmiş mallarından ödedi ise bu miktar tasfiyede edinilmiş malların denkleştirme alacağı olarak hesaba katılır.

Eşler arasındaki edinilmiş mallara katılma rejimi sona erdikten sonra, eşlerden birinin açacağı tasfiye davasında, dava açan eş mal rejiminin tasfiyesini ve katılma alacağı ile varsa değer artış payı alacağını talep edebilecektir.

Katılma Alacağı Davası: Eşlerden her birinin mal rejimi süresince edindiği malların, ekleme ve denkleştirmeler yapıldıktan sonra elde edilen toplam değerinden bu mallara ait borçlar çıkarıldıktan sonra kalan miktarın yarısı talep edilir. Bu düzenlemenin dayanağı, evlilik süresince edinilen malların eşlerin dayanışması neticesinde elde edildiği fikridir. Katılma alacağı, eşlere ayni bir alacak hakkı sağlamaz yani malların ayni olarak paylaşılması söz konusu değildir.

Katılma alacağı, mirasçılara geçebilir ve alacağın temliki yoluyla üçüncü kişilere devri de mümkündür. Ancak evlilik sona ermeden önce böyle bir hak söz konusu olmadığından hacze konu olamaz, iflas masasına giremez ve devredilemez. Mal rejimi sona erdikten sonra borçlu eşin alacaklısı, katılma alacağının haczini talep edebilir.

Katılma alacağı davası, mal rejiminin sona ermesi ve katılma alacağının öğrenilmesinden itibaren 1 yıl içinde ve her durumda mal rejiminin sona ermesinden itibaren 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar. Katılma alacağı davası, boşanma davasından bağımsız olarak görülmesi gereken bir davadır. Şayet boşanma davası ile birlikte açılmış ise tefrik edilerek boşanma davasının neticesinin beklenmesi gerekmektedir. Zira boşanma, her aşamada feragat ile sonuçlanabilir. Bu sebeple, eşlerin boşanması kesinleşmeden mal rejiminin tasfiyesi mümkün olmayacağından boşanma davası bekletici mesele yapılmalıdır.

Değer Artış Payı Alacağı Davası

Türk Medeni Kanunu’nun 227. Maddesine göre, eşlerden biri, diğerine ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunmuşsa tasfiye sırasında bu malda ortaya çıkan değer artışı için katkısı oranında alacak hakkına sahip olur ve bu alacak o malın tasfiye sırasındaki değerine göre hesaplanır; bir değer kaybı söz konusu olduğunda katkının başlangıçtaki değeri esas alınır. Böyle bir malın daha önce elden çıkarılmış olması halinde hakim, diğer eşe ödenecek alacağı hakkaniyete uygun olarak belirler. Eşler yazılı bir anlaşmayla değer artışından pay almaktan vazgeçebilecekleri gibi pay oranını da değiştirebilirler.

* Katılma alacağı ve değer artış payı davaları mal rejiminin tasfiyesi ile ilgili olduğu için görevli mahkeme aile mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise, mal rejiminin ölümle sona ermesi durumunda ölenin son yerleşim yeri mahkemesi; boşanmaya, evliliğin iptaline veya hakim tarafından mal ayrılığına karar verilmesi durumunda bu davalarda yetkili olan mahkemedir.

*Değer artış payı alacağı ve katılma alacağı davası boşanma ile birlikte veya ayrı olarak açılabilir. Ancak mal rejiminin tasfiyesi ancak boşanma kesinleştikten sonra yapılabileceği için boşanmanın kesinleşmesi gerekmektedir. Şayet boşanma davası ile birlikte bu davalardan biri açılmışsa davanın tefrik edilerek boşanmanın kesinleşmesi beklenmelidir.

*Şayet eşler arasında farklı bir anlaşma yoksa katılma alacağı veya değer artış payı talebi 1 yıllık zamanaşımına tabidir. Bu bir yıllık süre mal rejiminin sona ermesi ve alacağın varlığının öğrenilmesinden itibaren başlar, her halde 10 yıl sonra sona erer. Mal rejiminin sona erdiği tarihte mevcut olan mallar tasfiyede hesaba katılırlar.